Plakları ölümsüz kılan ne? March 20 2017

Gazete Duvar yazısından..

Gerçi vinil geri döneli çok oldu, çünkü gerçekten de eskiye rağbet var. Eğer plak döneminin Beatless’la beraber öldüğünü sanıyorsanız, yanılıyorsunuz…

DUVAR – Eski parçaları, şarkıcıları, grupları keşfetmek, bazıları için dünyanın en zevkli işi… Müziği plaktan dinlemeyi veya eski şarkıları sevenler, dinlemek istediği sanatçıların kaset veya CD’sinin üretilmemesinden dolayı ya plak toplamaya ya da evlerindeki plakları ve cihazları değerlendirmeye başladılar. Türkiye’de 90’ların ikinci yarısında başlayan bu akımın tarihi yani plak koleksiyonerliği 20 yıla dayanıyor. Özellikle 2000’li yıllarda Issız Adam gibi filmlerde ve dizilerde eski şarkıların kullanılmasıyla plak toplayan yeni koleksiyonerler artış göstererek bu akıma dahil oldular.

33’LÜK, 45’LİK, TAŞ PLAK NE DEMEK?

Plaklar genel olarak 2’ye ayrılıyor; Taş plaklar ve vinil plaklar. Taş plaklar; kırılgan bir madde olan gomalaktan üretilen, her yüzünde 1 şarkı bulunan ve çoğunlukla gramofonlarda çalınan plaklardır. 45’likler yani vinil plaklar ise plastik maddeden üretildiği için kırılmaya karşı çok daha dayanıklılar. 45’likler 60’lar, 70’ler ve 80’lerin başında kullanıldığı için, yerli yabancı hemen her türlü müzik türünü dinleme imkanı verir. 33’lük plaklar yani diğer adıyla LP’ler (uzunçalar) ise 45’liklerle aynı maddeden yapılmış, ancak çapı ondan oldukça büyük, her yüzünde ortalama 5-6 şarkı bulunan plaklardır.

NEDEN PLAK?

Müzik kalitesi: Çok basit bir iktisat bu aslında. Plak sevenler her müziği dinlemezler, sentez müziklerden uzak durur, ruhlarını besleyecek müzikleri seçerler. Sanatsal kalitesi olan, kendi şarkılarını yazıp kendi enstrümanlarını çalan grupları dinlerler. Sonuç olarak bu kriterleri barındıran müzikler de genelde plakçılarda bulunur. Bu dükkanlarda Justin Bieber ya da Miley Cyrus’a rastlamanız mümkün değil!

Ses kalitesi: Kimse kusura bakmasın ama bir plaksever olarak bu konu kesinlikle tartışmaya açık değil çünkü plakların karşınızda şarkıyı söyleyenin kendisi varmış gibi yaşayan bir sesi var. Sadece vinili ünlü yapan o sıcacık, capcanlı, Barry White tarzı maun renkli sesinden bahsetmiyoruz, plağın yalnızca genel hali bile herşeyden daha iyi ses çıkarıyor. Çünkü dinlediğimiz müziklerin çoğu, radyo dalgaları üzerinden yayın yapmak ya da telefonlara sığması için sesleri sıkıştırılmış, kalitesi azaltılmış ve detayları kaybolmuş seslerden oluşuyor. İster dinlediğiniz Spotify, ister MP3, ister radyo olsun, gerçek sesi duymanız mümkün değil! Bir plakta kayıp ses olması imkansız yani.

HAYALİNDEKİ PLAKÇI DÜKKANINI AÇAN BİR BEYAZ YAKALININ ÖYKÜSÜ

Yıllarca beyaz yakalı işlerde çalıştıktan sonra kendi deyimiyle tüm kurumsal camiayı ve plaza dünyasını arkasında bırakıp, çevresindeki kimsenin sıcak bakmadığı bir işe atılmaya yani plak dükkanını açmaya karar veren Cem Ülkü, bizlere plak dünyasını ve kültürünü anlattı.

Kaç yıl oldu her şeyi bırakalı? Mutlu musunuz?
Çok. Sonunda yıllardır hayal ettiğim ama bir türlü gerçekleştiremediğim bir fikri hayata geçirmeyi başardım, bu anlamda bundan daha büyük bir mutluluk yok. Jammin’s Vinyl Records herşeyi bırakmaya karar vermemden kısa bir süre sonunda ortaya çıktı. Dükkanım 2 senedir plak sevenlere hizmet veriyor.

Neler dinliyorsunuz daha çok?
Kişisel olarak çok geniş yelpazede müzik dinliyorum. Dans müziğinden, Blues’a, Funk & Soul dan Jazz’a, Rock’tan Avangard’a, beğendiğim her şeyi dinliyorum. İçimde hala yeni müzikler dinlemek ve öğrenmek için büyük bir açlık var.

Neden plak?
Müziğin şu anda içinde bulunduğu durum, milyonlarca eski veya yeni sanatçının koca bir içerik okyanusunda var olma çabasından ibaret… Kimin pazarlaması daha iyi ise topluma onlar sunuluyor veya pazarlanıyor. Binlerce kişinin sırada beklediği bu durumda müziğin hemen tüketilmesi isteniyor. Dijital ortam da bu duruma bir vasıta olarak kullanılıyor. Dijital müzik dinlemenin kötü olduğunu savunmuyorum, hatta İndie (bağımsız) sanatçıları desteklemek ve onları öğrenmek için harika bir mecra. Fakat müzik dinlemenin bir deneyim olduğunu düşünüyorum ve vakit ayırılması gereken bir uğraş… Aynı zamanda müziğin kalite kayıpları ile dolu dijital formatlarda dinlenildiğinde duygu kaybına da uğradığını görüyorum. Öte yandan bir plağa sahip olmak, müziğe dokunmak gibi bir şey. İç kabındaki şarkı sözlerini okumak, albüm kapağına bakmak, tüm müzisyenlerle ilgi bilgileri incelemek inanılmaz mutluluk veriyor. Bir kez alındıktan sonra sizinle ömür boyu arkadaşlık edebilecek bir format plak, bu yüzden cazibesi hiç bitmiyor hatta aynı zamanda bir yatırım çünkü değeri zamanla daha da çok artıyor.

Son yıllarda bu kültür gençlere de yayıldı…
Genç neslin, son yıllarda tüm dünyada hız kazanan plak satışlarından dolayı plak formatına ilgisi arttı. Uygun fiyatlı pikapların da piyasaya yeniden çıkması da bu ivmeye destek oldu. Öte yandan koleksiyonculuk konusunda bence bazı yanlış algılamalar var.

Biraz daha açıklayabilir misiniz?
Profesyonel olarak koleksiyonculuk yapmak için ciddi anlamda müzik bilgisine ve paraya ihtiyaç var. Profesyonel koleksiyoncular, plakların içerdikleri müziklerin yanı sıra albümün az bulunurluğuna (baskı sayısının az olması ve ilk baskılarındaki en düşük indeks numarasına sahip plak) ve bu plağın yıllara rağmen çok iyi kondisyonda olması gibi daha onlarca başka kritere bakarak plak toplarlar.

Koleksiyonerler belli kriterlere mi bakıyorlar plak toplarken?
Evet, çünkü milyonlarca plağı toplamak imkansız.. Bu yüzden koleksiyoncular birkaç kritere bakarlar. Rock, Punk, Jazz gibi belirli bir müzik türüne, 60’lar 70’ler gibi dönem müziklerine, Verve, Motown, Decca gibi bir şirketten çıkan plaklara, Beatles, Neil Young, Elvis Presley isimlere ya da ‘One Hit Wonders’ yani 1 albüm çıkaran sanatçılara veya 9 şarkılık albümlere göre seçerler koleksiyonlarını… Bu şekilde bir ayrım yapmadan koleksiyon yapmak imkansızdır. Hiç kimse dünyada çıkmış tüm plakların bir kopyasına sahip olamaz.

Burası genel anlamda bir müzik dükkanından çok bir dergah gibi sanki…
Dükkanımın birçok müdavimi var. Jammin’s’teki amacım burayı keyifli sohbetlerin yapıldığı ve kalıcı dostlukların kurulduğu bir müzik kulübü haline dönüştürmek.. Şu anda dükkanda kahve servisimiz de var, ille plak koleksiyoneri olmanız gerekmiyor kaliteli müzik dinlemek için. Müziği sevin yeter, kahveniz bizden. Zaten bu yüzden sloganımız ‘Jammin’s Vinyl Records & Friendship’…

KOLEKSİYONERLER NE DİYOR?

Tolga Murat, 42 yaşında, 20 senedir DJ’lik yapıyor
Küçüklüğümde evdeki plaklarla oynayarak zehirlendim sanırım.
Koleksiyonuma da 1995-96 yıllarında başladım.
Evde kaç plağım var bilmiyorum çünkü hediye olarak arkadaşlarıma plak vermeyi de çok severim.
Meslek hayatım boyunca yüzlerce plak aldım, gerek kendime gerek çaldığım kulüplere… Plaklarımı benim için tüm zamanların favorisi Technics 1210 mk2 ile dinlemeyi seviyorum. Kendime aldığım ilk plak -yanlış hatırlamıyorsam- E.B.T.G – Missing (maxi Single)… Son aldığım albüm ise geçen senenin sonunda Michael Jackson’nın Bad albümünün 25’inci yıl baskısıydı.

İlter yılmaz, 40 yaşında, serbest meslekl sahibi
12 yaşımdan beri plak dinliyorum, 17 yaşımdan itibaren de sevdiğim albümleri biriktirmeye başladım.
Ortalama 300 – 350 arası plak albümüm var.
Plaklarıma toplamda 8 – 10 bin TL arası harcamışımdır. Halen beğendiğim albümler oldukça plak alıyorum.
Pikap tercihim REGA, Marantz Receiver ve Pioneer HPM 100 hoparlörlerim var.
İlk aldığım plak da Manowar- Kings of Metal albümüdür.